Sportifbilgi.com

Spora ait bilgi merkeziniz..

cimnastikçi aileleri ile ilgili bilgiler

ARTİSTİK CİMNASTİK AİLE PROFİLLERİ

İSTANBUL, ANKARA VE İZMİR’DEKİ (TÜRKİYE) ARTİSTİK CİMNASTİKÇİ

AİLE PROFİLLERİNİN BELİRLENMESİ

  • ÇOKNAZ H, * GÜLTEKİN D, * YILMAZ B, ** TIKIZ D

ÖZET
Bu araştırma, çocuklarını artistik cimnastiğe yönlendiren ailelerin profillerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; İstanbul, Ankara ve İzmir’deki artistik cimnastikçilerin aileleri; örneklemini, bu illerdeki 148 bayan, 80 erkek veli oluşturmaktadır. Veri toplama formu araştırmacılar tarafından bu konuya ilişkin ilgili literatür incelenerek hazırlanmıştır. Veri toplama formu, ön uygulama yapılıp düzeltildikten sonra, araştırmacılar tarafından görüşme yöntemiyle velilere uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS for Windows 9.00 paket programı kullanılarak aritmetik ortalama ( X ), standart sapma (SS), frekans (f) ve yüzde (%) olarak değerlendirilmiştir.
Araştırmada velilerin yaş ortalamalarının 37.04±5.89 yıl, çocukların yaşlarının 7.67±2.45 yıl, eve giren gelirinin 1.970±1.60 YTL, çocuklarının haftalık çalışma sürelerinin 6.51±5.42 saat olduğu, velilerin daha fazla
kız çocuklarını artistik cimnastiğe yönlendirdikleri, aile birey sayılarının 3 ile 4 arasında değiştiği, velilerin büyük bir çoğunluğunun evli ve üniversite mezunu olduğu belirlenmiştir. Velilerin çocuklarını artistik cimnastiğe
yönlendirme nedenlerinin başında sağlık amacının yattığı, çalışmalardan arkadaşları aracılığıyla haberdar oldukları, çocuklarının artistik cimnastiğe yeni başlayan sporcular olduğu, çocuklarının sporla uğraşmasının
onun kişiliğine olumlu etki ettiği, bu branştan çocuklarının ileride maddi kazanç sağlayamayacakları ve artistik cimnastiği bir meslek olarak görmedikleri belirlenmiştir.

Aile; evlilik ve kan bağına dayanan, kadın, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik olarak tanımlanır (Eren,1988). Bu birlik, yasalarla saptanan görevleri yanında, geleneklerle belirlenen birçok başka işlevi vardır. Aile, içinde bulunduğu toplumun bir birimi olarak, onun özelliklerini taşır. Toplumun değer
yargılarını, gelenek ve göreneklerini, beğenilerini, inançlarını, önyargılarını kısacası ekinini (kültürünü) yansıtır. Bu bakımdan, toplumla sürekli alış veriş içinde bir kuruluş olarak çalışır (Yörükoğlu, 1986).
Bilindiği gibi kişiliğin oluşmasında bireyin doğuştan getirdiği genetik özellikler ile içinde doğduğu aile ve gelişme sürecinde dahil olduğu çevre büyük önem taşır (Kut, Koşar;1989). Bu nedenle aile çocuğa şu temel gereksinmeleri karşılamalıdır: Beslenme, bakılma, koruma, sevilme ve eğitilme. Ana ve baba severek, özenli bakım vererek, çocuğa bir
güven ortamı yaratır; onun sağlıklı büyümesini güvence altına alır. Yeteneklerinin gelişmesine yardım eder. Ona özgürce oynayacağı, denemelere gireceği, öğreneceği ve spor yapabileceği bir çevre sağlar (Yörükoğlu,1986). Spor; çocuklar için fiziksel, sosyal ve ruhsal
özelliklerini görmesini sağlayan, kendi yetilerini tanımaya yarayan önemli bir olgudur. Çocuk için önemli olan, özellikle antrenör ve ailelerinin kendilerini spora teşvik etmeleri ve desteklemeleridir (Heper,Terekli,Erken; 2001). Günümüz yaşam felsefesinde spor, kaliteli yaşamın bir parçası ve en yararlı sosyal etkinliklerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Performans sporu bir yana, günümüz yaşam kavramında çocuğun dengeli ve sağlıklı gelişimi içerisinde düzenli spor yapmanın önemli bir
yeri vardır. Çocuğun buluğ çağı öncesi ve sonrası düzenli olarak yaptığı spor etkinlikleri, sağlıklı bir fiziki yapının gelişmesini sağlarken; geç yaşlarda fiziki yapının bozulmasını geciktirmede önemli rol oynamaktadır. Bilindiği gibi, büyümenin en hızlı olduğu çocukluk evresinde insan vücudu en fazla değişken yapıya sahiptir. Bu evre aynı zamanda, insan
vücudunu zararlı çevresel etkenlerden de en fazla etkilendiği çağdır. Zararlı kabul edilen çevresel etkenler; hatalı ve yetersiz beslenme, hastalıklar, kötü sosyo-psikolojik ve yetersiz fiziksel etkenlerdir. Bu etkenler bir arada olduğu zaman, büyüme ve gelişme yeteri kadar oluşmamakta ve kişi genetik olarak sahip olduğu fiziki yapıya ulaşamamaktadır. Bunun
sonucu olarak, kişi yetişkin çağda daha kısa boya, daha kötü bir dolaşım-solunum vb. sistemlere sahip olabilmektedir. Bu nedenle yukarıda sayılan etkenlerden spor; çocuk yaşta yapılmamışsa, yetişkin çağa gelindiğinde yapılan antrenmanla kişinin sahip olduğu bir takım
kapasite potansiyelini sonuna kadar geliştirebilmesi mümkün olmamaktadır. Yapılan gözlemle okul çağında çocuklara düzenli olarak yaptırılan spor, daha geç yaşta güncel yaşamın bir parçası olarak alışkanlık haline getirilecek şekilde benimsenebilmektedir. Geç yaşlarda düzenli spor yapma alışkanlığının kazanılması zor olmaktadır. Bu nedenle, sağlıklı
olmak için erken yaşta spor yapmanın son derece önemli olduğu kabul edilmektedir(Aslan, Okumuş, 2003).
Kentleşme ve sanayileşme ile sportif etkinliklerin gelişmesi arasında da paralellik bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, yükselen yaşam düzeyi, daha iyi ulaşım ve iletişim imkanları, gelişen teknoloji sayesinde nitelik ve nicelik yönünden mükemmelleşen araç ve gereçler sporu teşvik etmekte ve yaygınlaştırmaktadır. Bu bağlamda, kentte oturma spora katılımı gerçekleştirdiği gibi, seçilen spor dalını da etkilemektedir. Toplumsal bir olgu olarak spor ailenin sosyo-ekonomik koşullarına bağlı gelişmekte ve yaygınlaşmaktadır (Pepe, Can;2003). Bu nedenle, artistik cimnastik sporu yapan cimnastikçi ailelerin sosyo-ekonomik seviyelerinin belirlenmesi, bu spor branşının gelişimine katkılar sağlayacağını; bu amaçla yapılan mikro düzeydeki bu çalışma, ileride yapılacak makro düzeydeki çalışmalara da ışık tutacağı kanaatindeyiz.

YÖNTEM

Araştırmanın evrenini İstanbul, Ankara ve İzmir’deki artistik cimnastikçilerin aileleri; örneklemini bu illerdeki 148 bayan, 80 erkek veli oluşturmaktadır. Veri toplama formu araştırmacılar tarafından bu konuya ilişkin ilgili literatür incelenerek hazırlanmıştır. Veri toplama formu, ön uygulama yapılıp düzeltildikten sonra, araştırmacılar tarafından görüşme
yöntemiyle velilere uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS for Windows 9.00 paket programı kullanılarak aritmetik ortalama ( X ), standart sapma (SS), frekans (f) ve yüzde (%) olarak değerlendirilmiştir.
BULGULAR
Bu bölümde araştırmayla ilgili veriler tablolar halinde verilmiştir.

Tablo- 1: Ailelerin Çocuklarının Cinsiyetini Gösteren Tablo.

Tablo- 1: incelendiğinde, illere göre, cimnastik yapan çocukların İstanbul’da %22.6’sının kız,%11.5’inin erkek; Ankara’da %18.1’inin kız, %23.9’unun erkek; İzmir’de %15.1’inin kız, % 8.8’inin erkek çocuk olduğu belirlenmiştir.

Tablo- 2: Velilerin – Cimnastikçilerin Yaşını, Eve Giren Net Gelir ve Cimnastikçilerin Haftalık Antrenman Sürelerini Gösteren Tablo.

Tablo- 2 incelendiğinde; velilerin yaşlarının 37.04  5.89yıl; çocukların yaşlarının 7.67  2.45yıl; eve giren gelirin 1.972  1.605 YTL; çocukların haftalık çalışma sürelerinin 6.51  5.42 saat olduğu görülmektedir.

Tablo- 3 Ailelerin Eğitim Durumlarını Gösteren Tablo.

Tablo- 3 incelendiğinde; İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde ailelerin eğitim düzeylerinin lisede (%32.0) ve üniversite (%48.7) yoğunlaştığı görülmektedir.

Tablo- 4: Ailelerin Çocuk Sayısını Gösteren Tablo.

Tablo- 4 incelendiğinde; İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde ailelerin çocuk sayılarının 1 (%36.8) ile 2 (%43.9) arasında yoğunluk kazandığı görülmektedir.

Tablo- 5: Ailelerin Medeni Durumunu Gösteren Tablo.

Tablo- 5 incelendiğinde; İstanbul, Ankara ve İzmir illerinin toplam sonuçları incelendiğinde
çocuklarını cimnastiğe getiren ailelerin %95.8’i evli, %0.4’ü dul, %1.2’si ayrı yaşıyor, %
2.6’sı boşanmış olduğu görülmektedir.

Tablo- 6: Ailelerin Mesleklerini Gösteren Tablo.

Tablo- 6 incelendiğinde; İstanbul, Ankara, İzmir illerinin toplamına bakıldığında bayanların
genellikle ev hanımı ve memur, erkeklerin de serbest meslek sahibi olduğu görülmektedir.

Tablo- 7: Evde Yaşayan Birey Sayısını Gösteren Tablo.

Tablo- 7 incelendiğinde; İstanbul, Ankara, İzmir illerinin genel toplamına bakıldığında
ailelerin evlerindeki birey sayılarının 3 (%37.3) ile 4 (%47.1) arasında yoğunluk kazandığı
görülmektedir.

Tablo- 8: Çocuğun Hangi Tip Okuluna Gittiğini Gösteren Tablo.

Tablo- 8 incelendiğinde; devlet okuluna giden çocukların oranı %73.0, özel okula giden
çocukların oranı %23.4 olduğu ve yanıt vermeyen velilerin oranı %3.6 olduğu görülmektedir.

Tablo- 9: Ailelerin Spor Yapmaya Vakit Ayırıp – Ayırmadığını Gösteren Tablo.

Tablo- 9 incelendiğinde; İstanbul, Ankara, İzmir illerinin genel toplamına bakıldığında
,ailelerin %63.4’ünün spor yapmaya vakit ayırdıkları, %36.6’sının vakit ayırmadıkları
görülmektedir.

Tablo- 10: ailelerin Daha Önce Artistik cimnastik Branşıyla Uğraşıp – Uğraşmadığını Gösteren Tablo.

Tablo- 10 incelendiğinde; İstanbul, Ankara, İzmir illerinin genel toplamına bakıldığında
velilerin %93.5’inin artistik cimnastik sporuyla daha önce ilgilenmedikleri, %6.5’inin artistik
cimnastik sporuyla daha önce ilgilendikleri görülmektedir.

Tablo- 11 Ailelerin Antrenmanlardan Nasıl Haberi Olduğunu Gösteren Tablo.

Tablo- 11 incelendiğinde; İstanbul, Ankara, İzmir illerinin genel toplamına bakıldığında,
antrenmanları arkadaş vasıtasıyla öğrenen velilerin oranının %49.6, kendilerinin bildiğini
söyleyenlerin oranı %28.9, çocuğunun arkadaşı vasıtasıyla öğrenen velilerin oranı %5.3 ve
broşürden öğrendiklerini söyleyen velilerin oranı %0.9, diğer yanıtını veren velilerin oranı
%15.4 olduğu görülmektedir.

Tablo- 12: Çocuğun Artistik Cimnastiğe Ne Kadar Zamandır Devam Ettiğini Gösteren Tablo.

Tablo- 12 incelendiğinde; İstanbul, Ankara, İzmir illerinin genel toplamına bakıldığında, yeni
başlayan çocukların oranı %53.9, 1 yıldır devam eden çocukların oranı %19.7, 2 yıldır devam
eden çocukların oranı %8.8, 3 yıldır devam eden çocukların oranı %7.0, 4 yıl ve üzeri devam
eden çocukların oranı % 10.6 olduğu görülmektedir.

Tablo- 13: Çocuğun Artistik Cimnastik Sporunda Başarı Durumunu Gösteren Tablo.

Tablo- 13 incelendiğinde; İstanbul, Ankara, İzmir illerinin genel toplamına bakıldığında,
çocuğunun milli sporcu olduğunu belirten veli oranı %2.6, Türkiye Şampiyonu olduğunu
belirten veli oranı %2.2, Türkiye çapında yarışmacı olduğunu belirten veli oranı %10.5, İl
içinde yarışmaya katıldığını belirten veli oranı %3.1 ve hiç yarışmaya katılmadığını belirten
veli oranı %81.6 olduğu bulunmuştur.

Tablo- 14: Çocuğun Kendine Ait Odası Olup – Olmadığını Gösteren Tablo.

Tablo- 14 incelendiğinde; İstanbul, Ankara, İzmir illerinin genel toplamına bakıldığında,
çocukların kendisine ait odasının olduğunu söyleyen velilerin oranı %91.2, olmadığını
söyleyen velilerin oranı %8.8 olduğu görülmektedir.

Tablo- 15: Çocukların Antrenmana Hangi Vasıtayla Geldiğini Gösteren Tablo.

Tablo- 15 incelendiğinde; velilerin çocuklarını antrenmana taksiyle getirenlerin oranı
%2.05’i, yürüyerek %13.16’sı, toplu taşıtla %30.89’u ve %53.90’nının özel arabayla
getirdikleri görülmektedir.

Tablo-16: Çocuğun Antrenmanlara Kim Tarafından Getirildiğini Gösteren Tablo.

Tablo-16 incelendiğinde; çocuğu antrenmanlara 6 kişi kardeşiyle, 10 kişi büyükanne ve
büyükbabası ile, 12 kişi kendi, 89 kişi baba ile, 156 kişi annesi ile ve 6 kişi ise bunların
dışında biriyle gelmektedir.

Tablo- 17: Çocuğun Artistik Cimnastikle Uğraşmasının Derslerini Olumsuz Etkileyip – Etkilemediğini Gösteren Tablo.

Tablo-17 incelendiğinde; ailelerin %2.9’u çocuğun artistik cimnastikle uğraşmasının
derslerini olumsuz etkilediği, %97.1’inin olumsuz etkilemediğini düşündükleri görülmektedir.

Tablo – 18: Çocuklarını Artistik Cimnastiğe Yöneltme Nedenlerini Gösteren Tablo.

Tablo 18 incelendiğinde; velilerin %8.66’sı regreasyon amaçlı, %9.05’i ileride bu alanda
meslek sahibi olabilmesi için, %27.95’i sporcu olması için ve %54.34’ü çocuklarını sağlık
amaçlı artistik cimnastiğe yönelttikleri görülmektedir.

Tablo –19: Çocuğun Artistik Cimnastikle Uğraşmasının Kişilik Gelişimini Olumlu Etkileyip – Etkilemediğini Gösteren Tablo.

Tablo – 19 incelendiğinde; İstanbul, Ankara, İzmir illerinin genel toplamına bakıldığında,
çocukların artistik cimnastikle uğraşmasının kişilik gelişimine olumlu etki yaptığını söyleyen
veli oranının %98.3, olumlu etki yapmadığını söyleyen veli oranının %1.7 olduğu
görülmektedir.

Tablo – 20: Çocuğun Artistik Cimnastikten Zevk Alıp – Almadığını Gösteren Tablo.

Tablo – 20 incelendiğinde; İstanbul, Ankara, İzmir illerinin genel toplamına bakıldığında,
çocuğun cimnastikten zevk aldığını belirten veli oranının %98.3, zevk almadığını belirten veli
oranının %1.7 olduğu görülmektedir.

Tablo – 21: Ailelerin Bu Spordan Maddi Kazanç Sağlayabileceğini Düşünüp – Düşünmediğini Gösteren Tablo.

Tablo– 21 incelendiğinde; İstanbul, Ankara, İzmir illerinin genel toplamına bakıldığında,
velilerin %78.8’i çocukların artistik cimnastikten maddi kazanç sağlayabileceğini
düşünmediklerini, %21.2’si düşündüklerini belirtmiştir.

Tablo- 22: Ailenin Sporu Çocuğu İçin Meslek Olarak Görüp – Görmediğini Gösteren Tablo.

Tablo – 22 incelendiğinde; İstanbul, Ankara, İzmir illerinin genel toplamına bakıldığında,
velilerin %55.9’u sporu çocuklarına meslek olarak görmedikleri, %44.1’i meslek olarak
gördükleri belirlenmiştir.

Tablo – 23 Ailelerin Aynı Anda Yapılan Bir Futbol Maçını mı Yoksa Bir Artistik Cimnastik Müsabakasını mı İzlemeyi Tercih Ettiklerini Gösteren Tablo.

Tablo- 23 incelendiğinde; İstanbul, Ankara, İzmir illerinin genel toplamına bakıldığında,
“Aynı anda yapılan bir futbol maçını mı yoksa bir artistik cimnastik müsabakasını mı izlemek
istersiniz” sorusuna, velilerin %21.2’si futbol, %78.8’inin artistik cimnastik, yanıtını
verdikleri belirlenmiştir.

TARTIŞMA VE SONUÇ
Aile küçük yaşta çocuğu spora yönlendirmede önemli bir etkendir (Ağırbaş,
Gürsoy;2001). Çocukların küçük yaşta spora kazandırılması daha kolaydır. İleriki yaşlarda meslek seçimi ve diğer endişeler ön plana çıkar ve spor önemini kaybeder (Hollmann, Hettinger;1980). Yaptığımız bu araştırmada artistik cimnastiğe giden çocukların yaş ortalamaları 7.67±2.45 yıldır. Ailelerinin %48.7’sinin üniversite mezunu olduğu belirlenmiştir. Bunlara dayanarak, ailelerin eğitimi düzeylerinin yüksek olduğu, ailelerin
çocuklarını erken yaşta spora yönlendirme tutumlarının, eğitim düzeylerinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Bu araştırmada ailelerin evlerine giren net gelir 1.972±1.605 YTL olarak
belirlenmiştir. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) yaptığı araştırmada, “açlık sınırı” 496 milyon lira, “yoksulluk sınırı” 1 milyar 509 milyon lira olarak belirlenmiştir.
Bu verilere dayanarak, cimnastikçi ailelerin yoksulluk sınırı üzerinde olduğu söylenebilir(16). Almanya’nın Nordreihn Westfalyen Eyaleti’nde 20405 kulüp bulunmaktadır. Bu kulüplerde aktif ve pasif olarak 3021675 erkek 1880016 bayan spor yaparken bunun içinde 15 yaşın altında erkek çocukların sayısı 704354, kız çocukların sayısı ise 510163’tür. 5441851 erkek, 774382 bayan futbolla uğraşırken bunun içinde 15 yaş altında olan erkek çocuk sayısı 1313286, kız çocuğu sayısı 182095’tir. Bu branştan sonra aletli cimnastik en fazla yapılan spor olarak gelmektedir; bu sporu yapan 1408575 erkek, 3306737 bayan bulunmaktadır. Bunların içerisinde 15 yaşından küçük olan erkek çocuk sayısı 577617, kız çocuk sayısı
958910’dur (Sjb,1999). Görüldüğü gibi, Almanya’da da artistik cimnastik kızlar tarafından daha fazla sevilmekte ve aileler kız çocuklarını artistik cimnastiğe yönlendirmektedir. Ancak, Almanya’da futbolun da kızlar tarafından sevilerek yapılması, futbolu bir erkek sporu olarak görmemelerinden ve her spor branşına her iki cinsin aynı uzaklıkta durmalarından kaynaklandığını düşünmekteyiz. Yaptığımız bu araştırmada da, kız çocukların artistik cimnastiğe (%55.8) yönlendirilmesi, erkek çocukların artistik cimnastiğe yönlendirilmesinden
(%44.2) daha fazladır. Bu sonuçların, Türk ailelerinin futbol, basketbol vb. sporları erkek sporu, artistik cimnastiği ise bayan sporu olarak görmelerinden kaynaklandığını düşünmekteyiz.
Ailelerin eğitim düzeyi arttıkça, çocuk sayılarının da azaldığı bilinmektedir ve aileler büyük şehirlerde yaşama yoluna gitmektedirler. Büyük şehirlerdeki yaşam koşulları, ailelerin
çocuklarına karşı olan sorumluluklarını arttırmaktadır. Bu nedenle, yaşam zorluklarını yenebilmek için, aileler az sayıda çocuk sahibi olma yoluna gitmektedirler. Yaptığımız bu araştırmada da, ailelerin çocuk sayılarının 1 ile 2 arasında yoğunlaştığı görülmektedir.Büyük bir şehirde yaşamanın ve ailelerin eğitim düzeylerinin yüksek olmasından bu sonuçlara
ulaşıldığı düşünülmektedir.
Hukuk yönünden boşanma, evlilik sözleşmesinin sona ermesidir. Ancak ruhsal açıdan, ailenin bölünmesine ya da tümden dağılmasına yol açan ve bütün aile üyelerini sarsan
karmaşık bir olaydır. Boşanmaların büyük bir çoğunluğunun, evliliğin ilk yıllarında olduğu
düşünülürse, aile birliğinin bozulmasından en çok zarar görenlerin, küçük çocuklar olduğu ortadadır. Gerçekten, kişiliğin geliştiği bu ilk yıllarda çocuk için en önemli şey, analı babalı bir yuvada, sevilerek, güven duyarak yetişmektir. Ne yazık ki, çağımızda boşanma oranı gittikçe yükseliyor. Kimi batı ülkelerinde, her dört evlilikten biri boşanma ile bitmektedir.
İkinci evlilikler ise yarıya yakın oranda başarısız olmaktadır. Ülkemizde de boşanma sayısında, günden güne bir artma olduğu gerçektir. (Yörükoğlu,1986). Bu araştırmamızda da velilerin %95.8’inin evli, % 0.4’sinin dul, %1.2’sinin ayrı yaşadığı,%2.6’sının boşanmış olduğu görülmektedir. Bu sonuçlar, ailelerin ve çocukların olumlu bir ortamda yaşadıklarını göstermektedir.
Bayanlar çocuk sahibi olduklarında yaşamları daha zorlaşır ve bir süre meslek yaşamlarından uzaklaşmak zorunda kalabilir. Yaptığımız bu araştırmada da, velilerin büyük bir çoğunluğunun üniversite mezunu oldukları görülmektedir. Bayanların büyük çoğunluğunun ev hanımı (%29.1) ve memur (%28.4) olduğu görülmektedir.Erkek veliler
incelendiğinde de, en fazla %36.3 oranında serbest meslek sahibi ve %31.3 oranında memur olduğu görülmektedir. Bu bulgulara dayanarak, cimnastikçilerin babaları genellikle serbest meslek sahibi ve memur, anneleri de ev hanımı ve memur olduğu söylenebilir.

11
Günümüz yaşam koşulları, ailelerin çekirdek aile şekline dönmesine neden olmuştur.
Aileler, artık büyükanne ve büyükbabanın bulunduğu aileler değildir. Yaptığımız bu araştırmada da aile birey sayılarının 3 ile 4 arasında değişmesinin en büyük nedeninin bu olduğunu düşünmekteyiz.
Araştırmada devlet okuluna giden çocukların oranı %73.0, özel okula giden çocukların oranı %23.4’tür ve yanıt vermeyenlerin oranı %3.6’dır.Bunun nedeninin devlet okullarının özel okullara oranla daha ekonomik olduğundan kaynaklandığını düşünmekteyiz.
Çağımızda toplumların refah ve kültür düzeylerinin bir göstergesi olarak anlam kazanan spor; sosyal ve kültürel hayatta giderek önemli olmaktadır. Her geçen gün binlerce kişinin lisanslı-lisanssız spor programlarına katılması, spor kulüplerinin ve sporla ilgili basın, yayın organları ile TV. programlarının çoğalması, bize, sosyal ve kültürel hayatın sporla
yoğunlaştığını göstermektedir. Bugün, özellikle gelişmiş ülkelerde, sporla ilgili faaliyetlerin “seyir” yerine, “aktif katılım” yönünde geliştiğini görmekteyiz (İmamoğlu, 1992). Yaptığımız
bu araştırmada da, ailelerin %63.4ünün aktif olarak spor yaptığını görmekteyiz. Böyle bir tutumun, ailelerin çocuklarını spora yönlendirmede olumlu olduğu görüşündeyiz ve ailelerin bu bilinçte olmaları umut vericidir.
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün son istatistiksel verilerine göre Türkiye’deki spor kulübü sayısı 5862 olarak bildirilirken, lisanslı sporcu sayısı 254071 olarak bildirilmiştir.
Yine aynı raporda çim sahalı stadyum sayısı 45, çim sahalı stat sayısı 199, toprak stat sayısı
32, çim futbol sahası 276, toprak futbol sahası 874, spor salonu sayısı 350, antrenman salonu sayısı 173, okul spor salonu 350, açık yüzme havuzu 25, kapalı yüzme havuzu sayısı 27, semt spor sahaları 6075 olarak bildirilmiştir (G.S.G.M,2001). Spor, Almanya’da çok sevilen bir serbest zaman uğraşısıdır. Spor coşkusu sadece televizyon yayınları sırasında, ekran başında
yaşanmakla kalmıyor, aynı zamanda, Alman Spor Federasyonu’nda bir araya toplanmış bulunan 80000’den çok spor kulübünde de kendisini gösteriyor. Her dört Federal Alman
vatandaşından biri bir spor kulübü üyesidir. Bu kulüplerin 21 milyonu bulan üyelerinden başka, on iki milyon kişi de kulüpler dışında spor yapmaktadır. Almanya’da sporun başlıca
özelliği özerk olmasıdır. Spor örgütleri işlerini kendileri düzenlerler. Devlet, ancak spor örgütlerinin parasal olanakları yeterli olmadığı zaman yardımda bulunur. Eski federe eyaletlerde kitle ve yarışma sporuna hizmet eden pek çok kuruluş vardır. 50000 kadar spor alanı ile okul spor alanları, ayrıca yaklaşık 30 000 spor salonu ile cimnastik salonu
sporseverlere çeşitli spor etkinlikleri için olanak sağlıyor. Yüzme havuzlarının sayısı 7700’ü buluyor (Kapler,Grevel; 1993). Yaptığımız bu araştırmada da, ailelerin %6.5’inin daha önceden artistik cimnastikle uğraştığını, %93.5’inin de artistik cimnastikle uğraşmadığı
görülmektedir. Bunun nedeninin, büyük metropollerde yeteri kadar artistik cimnastik salonunun bulunmaması, bulunanlarda da performans sporuna yönelik çalışmaların yapılması bu sonucu ortaya çıkarmaktadır.
Araştırmada ailelerin çalışmalardan haberdar olma şekline baktığımızda, ailelerin çalışmalardan arkadaşlarından öğrendiklerini söyleyenlerin oranı %49.6, kedilerinin bildiğini söyleyenlerin oranı %28.9, çocuklarının arkadaşlarından öğrendiklerini söyleyenlerin oranı %5.3 büroşürden öğrendiklerini söyleyenlerin oranı %0.9 ve diğerlerin oranı %15.4, olduğu
belirlenmiştir. Bu sonuçlara bakıldığında, çalışmaların duyulması bir sistem içerisinde gerçekleşmediği görülmektedir. Artistik cimnastik çalışmaların kitlelere duyurulması, Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerince ve Türkiye Cimnastik Federasyonu’nun işbirliğiyle yapılması,
artistik cimnastiğin Türkiye’de daha fazla yayılmasını sağlayacaktır.
Araştırmamızda çocukların artistik cimnastiğe yeni başlayanların oranı %53.9 iken, 1 yıldır bu sporu yapan çocuk oranı %19.7, 2 yıldır bu sporu yapan çocuk oranı %8.8, 3 yıldan beri yapan çocuk oranı %7.0 ve 4 yıl ve üzeri bu sporu yapan çocuk oranı %10.6 olarak belirlenmiştir. Hiç yarışmaya katılmayan çocukların oranına baktığımızda %81.6’sının hiç
yarışmaya katılmadığı belirlenmiştir.Artistik cimnastik uzun seneler çalışma gerektiren zor bir branştır. Bu sporda uzun seneler çalışma sonucunda yarışmacı olunabilir. Bir çocuğun 6-7yaşlarında artistik cimnastiğe başladığı düşünülürse, onun Ulusal Takım’da yer alabilmesi için
5-6 seneye ihtiyacı vardır. Bu seviyeye ulaşan bir cimnastikçi de kolay kolay bu sporu bırakmamaktadır. Bu da, hem aileler için hem de çocuklar için çok çalışmayı gerektirir. Bu ağır yükün altında çocukların artistik cimnastiğe devam etmeleri ve Ulusal Takım’da yer
almaları, yetenekleri ölçüsünde ve ailelerin büyük özverileriyle gerçekleşmektedir. Bunun da, büyük bir metropolde gerçekleşmesi çok zordur. Bu nedenden dolayı, yaptığımız bu
araştırmada, yarışmacı sporcu sayısının ve çalışma süresinin az olduğunu tahmin etmekteyiz. Çocukların antrenmanlara nasıl ve kiminle geldiği incelendiğinde, çocukların büyük bir çoğunluğunun ailesiyle ve özel arabalarıyla antrenmanlara geldikleri; çocukların büyük bir
çoğunluğunun (%91.2) evlerinde kendilerine ait odasının olduğu belirlenmiştir. Bunlar ailelerin çocuklarına verdikleri önemi göstermektedir.
Aile, çocuklarının arkadaşlarıyla gezmesine, eğlenmesine makul ölçülerde izin vermelidir, derslerini aksatmaması koşuluyla spor yapması desteklenmelidir (Yörükoğlu, 1985). Eğer çocuklara günlük yaşamlarını nasıl planlayacakları öğretilir ise, onların sporu okulla bir arada yürütmelerinde hiçbir sakınca yoktur. Yaptığımız bu araştırmada da %98.3
oranındaki veli, çocuklarının artistik cimnastikle uğraşmalarının dersleri
engellemediğini belirtmektedir. Artistik cimnastik çalışmalarının çocukların derslerini etkilediğini söyleyen velilerin oranı ise %1.7’dur. Bunu velilerin olumlu tutumlarından kaynaklandığının bir göstergesi olarak kabul etmekteyiz. Ailelerin çocuklarını artistik cimnastiğe yönlendirme nedenlerine bakıldığında; sağlık amaçlı yanıtını verenlerin oranı %54.34, sporcu olması için yanıtını verenlerin oranı %27.95,
ileride bu alanda meslek sahibi olması için yanıtını verenlerin oranı %9.05, rekreasyon amaçlı yanıtını verenlerin oranı %8.66’dır. Bu sonuçlar incelendiğinde, ailelerin çocuklarının sağlık amaçlı spor yapmalarını istedikleri sonucuna varılmıştır.
Benlik saygısı düşük bir kişi de başta ana, babası olmak üzere onun için önemli kişilerin, kendisini sevmediklerine, değer vermediklerine inanır. Çünkü sürekli etkileşim
yoluyla çocuk kendisini ana, babasının gözüyle görmeğe alışır. Benlik kavramını onların değerlendirmesine yakın bir biçimde algılar. Bununlar birlikte kişinin kendini algılamasıyla başkalarının onu algılayışı biçimi tam bir uygunluk göstermez. Başkalarının bizi ne gözle gördükleri, ne değer biçtikleri konusunda yaklaşık bir düşüncemiz olabilir. Kimi zaman
kendimizi başkalarının bizi gördüğünden daha yukarı, kimi zaman daha aşağıda bir yere yerleştiririz. Örneğin çok tutkulu bir genç okul başarısını tek doyum amacı olarak görüyorsa, başarısını yetersiz bulabilir. Kendine saygısı düşüktür. Çünkü o kendinden hiç memnun olamayan, daha iyisini bekleyen, sürekli ideal benliği arayan kişidir. Ancak hemen
belirtmeliyiz ki genellikle başarısı yüksek olan çocukların benlik sayıları da yüksek bulunmaktadır. Buna karşılık azınlık grubundan gelen bir genç, not ortalaması yüksek olsa bile benlik saygısı daha aşağıda kalmaktadır. Klüplere, derneklere giren gençlerin benlik
saygısı da genellikle yükselmektedir (Yörükoğlu, 1985). Yaptığımız bu çalışmada da “çocukların spor yapmalarının onların kişilik gelişimlerini olumlu etkileyip etkilemediği” sorusuna, ailelerin %98.3’ünün olumlu etkilediği, %1.7’sinin olumlu etkilemediği görüşünde olduklarının sonucuna vardık. Bu görüşler, Yörükoğlu’nun görüşleriyle paralellik göstermektedir.
Çocuk yaşamın ilk yıllarında “zevk ilkesine” göre yaşar (Özdoğan, 1997). Artistik cimnastikte yapılan ilk çalışmalar da oyun niteliğinde olmalıdır. Çocuklar her yapılan çalışmadan zevk almalıdır. Yaptığımız bu araştırmada da çocuklarının antrenmandan zevk
aldığını söyleyen ailelerin oranı %98.3, zevk almadığını söyleyenlerin oranı %1.7’dir. Bu sonuçlara göre; artistik cimnastik çalışmalarının çocuklara yönelik olduğu ve çocukların çalışmalardan zevk aldığını söyleyebiliriz.

1
Aileler %21.2’sinin artistik cimnastik branşından çocuklarının ileride maddi kazanç sağlayamayacakları ve %55.9’unun artistik cimnastiği bir meslek olarak görmediklerini belirtmişlerdir. Bunun nedeni, artistik cimnastiğin amatör bir spor branşı olmasından ve büyük transfer ücretlerinin bu spor branşında dönmemesinden kaynaklandığı bir gerçektir.
Balcı yapmış olduğu araştırmada, üniversite öğrencilerinin ilgilendikleri branşları araştırmış ve erkek öğrencilerin kız öğrencilerden farklı olarak futbol ve basketbolla daha fazla ilgilendiklerini tespit etmiştir (Balcı; 2003). Ağırbaş ve Gürsoy da atletizm yapan çocukların ailelerine “Aynı anda yapılan bir futbol maçını mı, yoksa atletizm müsabakasını mı
seyretmeyi tercih edersiniz” sorusuna velilerin % 53’ü futbol, %45’i atletizm ve %2 kararsızım yanıtını vermişlerdir (Ağırbaş,Gürsoy; 2001).Yaptığımız bu araştırmada da “Aynı anda yapılan bir futbol maçını mı, yoksa bir artistik cimnastik müsabakasını mı izlemeyi tercih edersiniz” sorusuna velilerin %21.2’si futbol derken %78.8’i artistik cimnastik demiştir.
Bu sonuçların Ağırbaş ve Gürsoyun atletizm ve futbol branşlarıyla ilgili bulgularından farklılık gösterdiği görülmektedir.

KAYNAKLAR

1- Eren H., (1988). Türkçe Sözlük,Türk Dil Kurumu Yayınları, Yayın No:549,
Türk Tarih Kurumu Basımevi, sy:31, Ankara
2- Yörükoğlu A., (1986) Çocuk Ruh Sağlığı, Türkiye İş Bankası Kültür
Yayınları, Doğuş Matbaası, syf:94, Ankara
3- Kut S., Koşar N., (1989). Aile ve Çevre Sorunlarının Gencin Kişiliğine Etkisi,
MEGS Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü yayınları, sy:1, Ankara
4- Heper E., Terekli M.S., Erken M., (2001). Çocukların Spora Katılımlarında
Özgüven, 3. Uluslar arası Akdeniz Spor Bilimleri Kongresi Kitapçığı, sy: 65
5- Aslan F.M., Okumuş Y., (2003). Tenis İle İlgilenen Sporcuların Sosyo
Ekonomik Özellikleri, Raket Sporları Sempozyumu, Bildiri Kitabı, sy: 29-30,
Kocaeli
6- Pepe K., Can S., (2003). Spor Branşlarına Katılımın Sosyo-ekonomik
Boyutunun Araştırılması, Beden Eğitimi ve Sporda Sosyal Alanlar Kongresi,
Bildiri Kitabı, sy: 484-489, Ankara
7- Ağırbaş İ., Gürsoy E., (2001). Çocukların Atletizme Yönlendirmede Ailelerin
Etkileri ve Atletzm Hakkında Bilgileri, Uluslar arası Akdeniz Spor Bilimleri
Kongresi Kitabcığı, sy: 89, Antalya
8- Hollmann W., Hettinger Th., (1980). Sportmedizin, Arbeits- und
Trainingsgrundlagen, Stuttgart
9- SJB, (1999). Für die Bundesrepublik Deutschland, Statisches Bundesamt,
Sevicecenter Fach Verlage GmbH, Stutgart, 370-415
10- İmamoğlu F., (1992). İkibinli Yıllara Doğru Türk Sporu Üzerine Bazı
Gözlemler, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, cilt:8, sayı:1, sy:9, Ankara
11- G.S.G.M., (2001). Gençlik Spor, Haziran, 1, (5), sy:62, Ankara
12- Kapler A., Grevel A., (1993). İşte Almanya,Çevir: Emircan, B Societats
Verlag, Frankfurt, 365-373, 404-405
13- Yörükoğlu A., (1985). Gençlik Çağı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları,
Doğuş Matbaası, sy: 141Ankara
14- Özdoğan B., (1997). Çocuk ve Oyun, Anı Yayıncılık, 2. Basım, sy:15, Ankara
15- Balcı V., (2003). Ankara’daki Üniversite Öğrencilerinin Boş Zaman
Etkinliklerine Katılımlarının Araştırılması, Milli Eğitim, Yayın No:158,
sy:161, Ankara
16- http://www.haberx.com/n/163174/turkis-aclik-siniri-496-milyon.htm